Türkiye’den İngiltere’ye Göç*

*”Turkish migration to the UK” başlıklı makalenin kısaltılmış Türkçe çevirisidir. (Franck Düvell, Centre on Migration, Policy and Society (COMPAS), Oxford, 2010)

Photo by Skitterphoto from Pexels

Elbette Türkiye’den göç denilince ilk akla gelen ülke, İngiltere değildir. Başlıca varış yerleri açısından listenin başında Almanya ve Hollanda yer alır. İsveç ve Avusturya bundan sonra gelir. Bununla birlikte, Türklerin İngiltere’ye göçü 1940’lı yıllara dayanmaktadır ve çoğunlukla o yıllarda Büyük Britanya’nın kolonisi olan Kıbrıs’tan göç ile tanımlanmaktadır. Bilinen rakamlar diğer bazı AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında küçük olsa da, bunların gerçekliği yansıtmadığı, ancak İngiltere’deki Türkiyeli Türklerin ve Kürtlerin nüfusunun hafife alındığını gösteren kanıtlar vardır. Aslında, İngiltere’de ikamet eden 250.000 Türk ve Türkiyeli Kürt kadar, on binlerce kişi de İngiltere’yi turist, iş adamı, öğrenci, eş veya çalışma izni sahibi olarak ziyaret etmektedir. Türk gıda marketlerinin ve perakende mağazalarının çok sayıda bulunduğu Londra’nın bazı semtleri, Berlin-Kreuzberg örneğinin özelliklerini gösterirken, Türk Kebabı birçok İngiliz şehrinde bulunabilir. Öte yandan, küçük etnik azınlık grupları genellikle İngiltere’de yeterince araştırılmamaktadır (Düvell 2005). Sonuç olarak, Türkiyeli  göçmenler ve mevcut göç ya da göç kalıpları hakkında pek bir şey bilinmemektedir (Mehmet – Ali  1985, Enneli 2005, Thomson 2006). Entegrasyon, sosyal, politik ve ekonomik işlere katılım konularında da aynı ölçüde az şey bilinmektedir.

Türkiye’den İngiltere’ye Göç

Türkiye’den İngiltere’ye göç dört döneme ayrılabilir. İlk dönem 1940’ların ortasında başlayan ve 1970’lere kadar süren Kıbrıslı Türk ve Rum kökenli göçmenlerden oluşur (King and Bridal 1982, Oakley 1989). Kıbrıs o yıllarda Birleşik Krallık içinde olduğundan Kıbrıs’tan göç eden Türk ve Rum etnisitesi arasında bir ayrım yapılmamıştır. İkinci dönem 1980 askeri darbesinden sonra Türkiye topraklarından gelen Türk göçmenler ile karakterizedir. Üçüncü dönem 1990’larda yaşanan Türkiyeli Kürtlerin göçü olarak tanımlanabilir. Dördüncü dönem ise Türk ya da Kürt oldukları belgelenmemiş, İngiltere’ye ziyaretçi, öğrenci veya çocuk bakıcısı olarak giriş yapmış ve vize süresini geçirmiş göçmenlerden oluşmaktadır. Tüm bu dört dönem boyunca turist, işçi, iş adamı ve öğrenci gibi, diğer göç biçimleri devamlılık göstermiştir. Bazı araştırmalarda bu göçmenlerin bir kısmının da politik nedenleri olduğunu ancak ilticaya başvurmak yerine aile birleşimi veya eğitim gibi diğer yasal yolları kullandıkları görülmüştür (Jordan ve Düvell 2002).

Yerleşim Bölgeleri

Türk göçmenler yoğunluklu olarak Londra’nın kuzey doğusunda bulunan Hackney, Haringey, Islington, ve Edmonton ilçelerinde yerleşmişken bazı daha küçük göçmen grupları güneyde (Lambeth, Lewisham ve Southward) ve yüz kadar aile ise batıda yerleşmiştir. Türk bölgeleri olarak anılan yerler ise Stoke Newington, Dalston ve Kingsland Road (Hackney) ile Green Lane (Harringey) ‘dir. Kıbrıstan göç eden Türkleri takiben Türkiyeli Türkler ve son olarak Kürtlerin büyük çoğunluğu aynı bölgelerde yerleşme eğilimindedir. Bu daha çok yeni gelenlerin daha önce yerleşmiş olanlar tarafından oluşturulan sosyal ağ mekanizması tarafından desteklenmesi ile açıklanmaktadır. Buna karşın daha uzak bölgeler olan Walthamstow, Einfield ve Barnet’de de Türklere rastlamak mümkün. Bu durum baskın sosyal ağlardaki kırılmalar ve sosyal hareketlilik olarak yorumlanabilir. Ayrıca Türkiyeli göçmen toplulukları Liverpool, Manchester, Leeds, Colchester ve Brighton gibi şehirlerde de yaşamakla birlikte bu konuda yeterli veri bulunmamaktadır.

Daha önce yapılmış çalışmalarda (Jordan & Düvell,2002) Kürt ve Türk göçmen topluluklarının kendi içinde öncelikle dini ve politik bağlamda, sıklıkla Sünni- Alevi, sosyalist, komünist, maoist olarak ayrıştıkları görülmüştür. Göçmen gruplarının toplum merkezleri çevresinde organize oldukları ve yukarıda bahsedilen farklılıkların yerleşim özelliklerini etkilediği görülmektedir.

Türk ve Kürt Göçmenlerin Sosyo-ekonomik Yapısı ve Etnik Azınlıklar

Görece küçük bir grup sayılabilecek Kürt ve Türk kümelenmelerinden oluşan Türkiyeli göçmenler önemli ölçüde, ekonomik, politik ve kültürel olarak yaşadıkları yer ile olumlu ilişkiler içindedir. Yaşam biçimleri ve çalışma koşulları ise sosyal arka planı, ne kadar zamandır orada yaşıyor olduğu ve göçmenlik statüsü ile ilişkilidir.

İngiltere’de yaşayan Kıbrıs ve Türkiye kökenli göçmenler; özellikle Kıbrıs Rum ve Türk etnisitesinden olanlar, “kendi kendine yeten” girişimci ve ticaretin nabzını tutan bir topluluk olarak görülmekte (Thomson 2006: 19). Bu topluluklar restoran işletmeciliği, toptan ve perakende ticaret ve özellikle tekstil üretiminde, 2000’lerin başında yaşanan krize kadar, başrolü almışlardır. 2002‘de 340 Türk ticari işletmesi Hackney bölgesinde kayıt yaptırmış olmakla birlikte bu sayı Birleşik Krallık genelinde 1600’ü bulmaktadır (Milliyet 2002). Yine de bu üretim merkezleri, üretim basamaklarının en altında yer almakta ve koşullarını geliştiremediğinden rekabet ilişkisi içerisinde var olamamaktadır. 2004 yılında tekstilde yaşanan çöküş buna örnek oluşturur. Özellikle 1980’lerde askeri darbe sonrasında Türkiye’den ayrılan göçmenler, iyi düzeyde eğitimli ve orta sınıf ailelerden gelmektedir. Bu göçmen grubu şimdilerde sağlık ve eğitim alanlarında kamu görevi alan, öğretmen, hemşire ve yöneticileri oluşturmaktadır. Bu zaman zarfında ikinci kuşak göçmenler Middlesex, London Metropolitan, East London ve  Essex  başta olmak üzere üniversite eğitimlerini sürdürmüşlerdir. Buna karşın sosyo-ekonomik bağlamda toplumun en alt tabakasını ise 1970’lerde Türkiye kırsalından göç edenler ile 1980’lerin ortalarında göç etmiş Kürt mülteciler oluşturur.

Türk ve Kürtlerin yerleştiği bölgeler İngiltere içerisindeki en yoksul ilçeler arasındadır. Spesifik problemler olarak; yüksek yoksunluk düzeyi, mesken- yerleşim ihtiyacı, yüksek işsizlik düzeyleri (%40 kadar yükselen) ve eğitim alanındaki başarısızlık sayılabilir. Ancak bazı çalışmalar, Kıbrıslı Türkler ve Türkiyeli Türk – Kürtler karşılaştırıldığında en son göç eden grubun daha zor koşullar içinde olduğuna işaret eder.  Örneğin Londra’da yaşayan %41.1 oranında Türkiye doğumlu göçmenin, hizmet sektörü işletmecilik, satış gibi temel iş alanlarında çalıştığı; ancak Kürtler arasında işsizlik oranının Kıbrıslılar ve Türklerle karşılaştırıldığında daha yüksek olduğu görülmektedir (Enneli ve ark. 2005:10). Bazı yönleriyle göç ve istihdam, düzensizlik gösterir (Vasta ve Erdemir 2007). Bu durum bireyin sosyal durumu üzerinde daha olumsuz sonuçlar yaratır. Bunun yanı sıra bir diğer araştırmaya göre Kıbrıslıların %74’ü, Türk göçmenlerin %32 si ev sahibi iken Kürtlerin yalnızca %10’u ev sahibi olmuştur (Enneli 2005: 11). Türkiyeli göçmenlerin %33’ü ayrımcılık ve ırkçılığa maruz kaldıklarını bildirmiştir. Bu özellikler, kendi içinde pek çok farklılık taşıyan ve fırsat eşitliği olmayan göçmen grubunun, ana akım kültüre entegrasyonunun önemli seviyede dışlanma nedeniyle zayıflatıldığını gösterir.

Türk ve Kürt topluluğu yüksek düzeyde birlik içinde yaşayan pek çok dernek ve sosyal tesisleri olan bir topluluktur. Bunun yanı sıra Londra’da yayın yapan iki Türkçe gazete vardır. Türk göçmenler henüz kent yaşamına ulus düzeyinde katılım göstermemekte fakat yerelde sağlık, eğitim, ulusal eşitlik, ticari kuruluşlar ve sendikal örgütlenmelerde oldukça aktiflerdir. Bazı yerel yönetimlerde görev alan meclis üyesi Türkiyeli göçmenler dahi vardır. Sivil katılım anlamında özellikle 1980’li yılların göçmenleri başarılı görünür. Kimlik yapılanması ise karışık görünür; Müslüman kimliğinin etkisi çok az görülürken, yalnızca Büyük Britanya doğumluların Britanya’ya güçlü bir aidiyet duydukları bununla birlikte; inanç, kültür ve etnisitenin kimlik üzerinde baskın belirleyici olduğu görülmüştür (Enneli ve ark. 2005).

Büyük Britanya’da Türkiyeli göçmenlere ilişkin algı kendi içinde farklılıklar gösterir. 1970’lerin sonu 1980’lerin başında göçedenler kayıtsız işçiler olarak tanımlanır (Ardill 1987; Esward ve Duzgun 1983). 1990’lı yıllarda Kürtler politik radikalizm, şiddet ve uyuşturucu ticareti ile ilişkilendirilmiş bu durum 2002 yılında tekrarlamıştır. 2000’li yılları takip eden yıllarda bazı gazete haberlerinde Türk göçmenler, mafya ve insan kaçakçılığı gibi olaylarla ilişkilendirilmiştir. Türkiyeli göçmen topluluğu, şimdiye kadar müslüman nüfus ve güvenlik endişeleri konusundaki söylemlere dahil edilmemiştir (Thomson 2006).

Son olarak, araştırmalar, bu grubun üyelerinin, dayanışma ve sömürünün karmaşık bir etkileşimi ile karakterize edilen “kader topluluklarına” bağlı olduğunu gözlemiştir (Erdemir ve Vasta 2007). Burada çok az kaçış şansıyla; “dezavantajlı olma” durumuna, ekonomik nişlere ve etnik çevrelere “sıkışmış” olabilirler (Jordan and Düvell 2002:136). Bu, etnik dayanışmanın kombine etkisi, bazen olumsuz sonuçları ve yapısal ayrımcılığın sonucu ile açıklanabilir (Enneli ve ark. 2005).

Ücretsiz Abonelikle Haftalık Yayınlanan İçeriklerden Haberdar Olun!!

  • Almanya Psikolog

    Almanya Türk Psikolog – Almanya Psikolog | Berlin | Münih | Frankfurt | Köln | Dortmund | Hamburg ve diğer tüm bölgelerde Psikolog Zehra Bekişoğlu’ndan online randevu talebinde bulunabilirsiniz. Günümüzde Türklerin oldukça yoğun olduğu Almanya’da, Almanya Türk Psikolog ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. Bu durumda…

    okumaya devam et


  • Zihnin Oyun Alanı: Yaratıcılık

    Zihnin Oyun Alanı: Yaratıcılık

    Yaratıcılık, insan deneyiminin onu biricik yapan, temel bir yönüdür. Bu yazıda, yaratıcılığın ne olduğunu, neden önemli olduğunu ve kendi yaratıcı potansiyelinizi nasıl besleyip ortaya çıkarabileceğinizi anlamak için bir adım atacağız. Yaratıcılık Nedir? Yaratıcılık, orijinal ve değerli olan yeni fikirler, kavramlar veya çözümler üretme yeteneğidir. Olağan…

    okumaya devam et


  • Genel Anksiyete ile Başa Çıkma: İçsel Sakinliği Bulma Stratejileri

    Genel Anksiyete ile Başa Çıkma: İçsel Sakinliği Bulma Stratejileri

    Yaygın bir ruh sağlığı sorunu olan genel anksiyete herkesi etkileyebilir ve sürekli huzursuzluk, endişe ve gerginlik duygularına neden olabilir. Bu tür anksiyete ile başa çıkmak, genel refahı korumak için gereklidir. Kişiselleştirilmiş rehberlik için bir ruh sağlığı uzmanına danışmak önemli olsa da, genel kaygıyı yönetmenize ve…

    okumaya devam et


Yorum bırakın